İletişime Geçin WHATSAPP 905441126789
Telefon

İnternet Bağımlılığı

       İnternet bağımlılığı; genel olarak internetin aşırı kullanılması, isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir.

Birçok kişi için bağımlılık kavramı klasik anlamda alkol, esrar, kokain, eroin gibi kimyasal ya da sentetik madde kullanımını içerir fakat kumar, alışveriş, televizyon izleme, bilgisayar oyunları oynama gibi kimyasal kökenli olmayan davranışsal bağımlılıklar da söz konusudur. Davranışsal bağımlılıklar da tıpkı alkol-madde bağımlılıklarında olduğu gibi bağımlılığın ana bileşenleri olan fiziksel ve psikolojik bağımlılık belirtilerini (zihinsel meşguliyet, duygu durum değişkenliği, tolerans, yoksunluk, kişilerarası çatışma ve tekrarlama özellikleri)

İnternet üzerinden çevrimiçi (online) oyun oynamanın dopamin salgısına yol açtığını saptayan ve bu durumun da bağımlılık geliştirilmesinde etkili olan önemli bir nöro-kimyasal olay olduğunu belirten araştırmaların varlığı da; problemli internet kullanımını, internet bağımlılığı kavramını kullanarak ele alan araştırmacıları desteklediği düşünülmektedir. İnternet üzerinden oynanabilen çevrimiçi (online) oyunlar, yeni insanlarla tanışma, cinsel içerikli sitelere ulaşabilme gibi olanaklar, biyolojik olarak ödül sistemlerini aynı psikoaktif maddeler gibi kullanarak, kişinin bu davranışları tekrarlayarak pekiştirmesine ve sonucunda bağımlılığın ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

    İNTERNET BAĞIMLILIĞI VE ERGENLER

 Aşırı bilgisayar ve internet kullanımı kişinin psikolojik gelişim süreçlerini etkilediği gibi sosyal işlevselliğini üzerinde de olumsuz etkileri görülmektedir, özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen, internet aşırı kullanımı, sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek, kişiyi bağımlı hale getirmektedir.
Erikson’ un psikososyal gelişim kuramına göre 12-18 yaş arasındaki dönem bireyin kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası yaşadığı kritik bir dönemdir. Ergenin kendi kimliğini sorgulamaya başladığı, çok önemli değişimlerin yaşandığı bu dönemde aileden çok akran grupları öne çıkmakta, buna bağlı olarak anti-sosyal davranışlar gözlenebilmektedir.

Araştırmacılar özellikle sosyalleşme ihtiyaçları bağlamında internetin etkilerini vurgulamaktadır. İnsanların gerçek hayatta kuramadığı sosyal bağları internet üzerinden kurabilmesi, diğer insanlarla risk almadan iletişime geçebilmesi, özgürce düşüncelerini, duygularını ifade edebilmeleri; kendilerini maskeleyerek, ya da kendilerini nasıl istiyorlarsa öyle göstermeleri, gerçek kimliklerini saklayabilmelerinin yanı sıra istedikleri zaman iletişime girebilmeleri interneti çekici kılan etmenlerden sayılabilir.

    TEDAVİ YAKLAȘIMLARI
 Araştırmacılar, internet bağımlılığında tıpkı depresyonda olduğu gibi bazı olumsuz bilişlerin rol oynadığını ve internet bağımlılığının hayatta başarısız olunan alanları telafi etmeye yönelik bir davranış örüntüsü olarak ortaya çıktığını öne sürmüşler ve bu bağlamda internetin aşırı kullanımının ödüllendirici bir davranış olarak görülebileceğini ve öğrenme mekanizmaları aracılığıyla bazı olumsuz duygularla (korku, huzursuzluk, hayal kırıklığı) mücadele etmeye yarayan yetersiz bir strateji olarak kullanılabileceğini belirtmişlerdir. İnternet bağımlılığının tüm bu bilişsel özellikleri dikkate alındığında bilișsel-davranıșçı tekniklerin bu bozukluğun tedavisinde önemli yeri olacağı açıktır. Bu noktadan hareketle İnternet bağımlılığının tedavisinde farmakoterapiye ek olarak ya da farmakoterapiden bağımsız olarak bilișsel-davranıșçı yöntemler kullanılmaktadır.