İletişime Geçin WHATSAPP 905441126789
Telefon

Davranış Bozuklukları


    Çocukluk döneminde gözlenen davranım bozuklukları; karşı gelme, karşıt olma, başkaldırma, düşmancıl tarzda tekrar eden davranışlar olarak gözlenebileceği gibi toplumsal norm ve kuralları ve/veya başkalarının haklarını çiğneme yönünde, tekrar eden tarzda davranış örüntüleri olarak da görülebilir. İnsan ya da hayvanlara karşı agresyon, öfke tepkisiyle kendisini gösterir.

Bilimsel araştırmalarca, toplumda görülme sıklığı %2,6 ila %15 arasındadır. Ancak klinik uygulamalarda bu oranın %20’lerin üzerinde seyrettiği görülmektedir. Erkek çocuklarda, kız çocuklarına göre görülme sıklığı daha fazladır. Başlangıç yaşı 4-8 olmakla birlikte bu duruma Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ya da Kaygı Bozukluğu, Depresyon gibi tanıların da eşlik ettiği durumlar söz konusudur.

Davranış Bozuklukları, Karşıt olma-karşıt gelme ve Davranım Bozukluğu olarak iki ayrı başlıkta ele alınmaktadır.

Karşıt olma - Karşıt Gelme Bozukluğunun Belirtileri

Çocuk çabuk öfkelenir, otoriteyle çatışır, otoritenin koyduğu kurallardan şikayet eder, kasti şekilde insanları sinirlendirme eğilimindedir, kendi davranışı nedeniyle başkalarını suçlar, sıklıkla alıngan, çabuk küsen ve etrafındakilere kolayca sinirlenen bir tutumu vardır, kin duyma ve intikam alma gibi davranışlarla da kendini gösterir. Bu durum hem aile hem okul hayatında bozulmaya yol açar.

Davranım Bozukluğunun Belirtileri

Sıklıkla, insan ya da hayvanlara karşı agresyon, öfke tepkisiyle kendisini gösterir: Zorbalık, göz korkutma, tehdit etme, fiziksel kavga başlatma, ciddi yaralanmalara sebep olabilecek şekilde nesne kullanma (sopa, cam şişe, kırık eşyalar, bıçak, çakı gibi), insanlara ve hayvanlara fiziksel olarak acımasızca davranma, çalma, birini zorla cinsel aktivitede bulunmaya zorlama gibi yıkıcı tarzda davranışlar gözlenebilir.

İnsan ve hayvanların yanı sıra nesne/eşyaya zarar verme davranışı da gözlenen durumlar arasındadır: kasten yangın çıkarma, eşyaya zarar verme, birinin eşyasını kasıtlı olarak yok etme gibi. Yalan söyleme, dolandırıcılık/sahtekarlık yapma, okuldan kaçma, yaşıyla uyumsuz şekilde yasa dışı davranışlarda bulunma, madde kullanma, olumsuz davranışların ardından pişmanlık duymama gibi durumlar görülebilir. Bu durum sosyal, akademik ve okul dışı işlevselliği ciddi anlamda bozmaktadır. Bu gibi davranışların 13 yaş öncesinde gözlenmesi ciddi bir risk faktörü olmakla birlikte erişkin dönemde Antisosyal Kişilik Bozukluğu’nun önemli bir yordayıcısı olarak görülmektedir.

Davranım Bozukluğunun Tedavisi

 Davranım bozukluğunda psikoterapi ve/veya medikal tedavi uygulanan müdahaleler arasındadır. Psikoterapi sürecinde davranış değişimine yönelik hem ebeveynlerle hem de okulla işbirliği kurulur. Davranım probleminin nasıl ele alındığı ve uygun olmayan yetişkin tutumları üzerinde durularak ebeveynlere ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlere psikoeğitim verilir.

Psikoterapi süreci boyunca, çocuğun davranışlarını gözlemleme, olumlu davranışını pekiştirme, kabul görmeyen davranışlarıyla ilgili net sınırlar oluşturma üzerine çalışılır. “Öfke” başta olmak üzere kendi duygularını tanıması, ifade etmesi, öfke duygusunu tetikleyen olaylar ve düşüncelerle bağ kurması amaçlanır. Problem çözme becerisi ve sağlıklı ilişki kurabilmesi adına sosyal beceri eğitimi odaklı çalışmalar yapılır.

Psikoterapi sürecinin yanısıra pek çok olguda, çocuğun işlevselliğini arttırmak adına medikal tedaviden de yarar sağlandığı görülmekte; psikoterapi ve medikal tedavi eşzamanlı sürdürülmektedir.